En fazlaca erkeklerde görülen böbrek taşı, hanımlarda da artmaya başladı

27.07.2022 21:39 Haber Deposu: DHA Böbrek taşlarının ürolojinin en sık görülen problemlerinden biri bulunduğunu hatırlatan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. İlter Alkan, ülkemizin de böbrek taşı kuşağında yer almasının bu problemi daha da mühim bir noktaya getirdiğini söylemiş oldu. Bir kişide yaşamı süresince böbrek taşı oluşma ihtimalinin yüzde 5-10 oranında bulunduğunu hatırlatan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. İlter Alkan, “Erkeklerde yüzde 10, hanımlarda ise yüzde 7-8 civarında böbrek taşıyla karşılaşıyoruz. Sadece, ABD’da meydana getirilen ‘İdrar Yolu Taşlarında Cinsiyet’ araştırmasıyla bu oranların değiştiğini görüyoruz. Araştırma sonuçlarına bakılırsa, erkeklerde görülen oran yüz binde 350 civarında iken hanımlarda yüz binde 170 civarında oldu. Bu da hanımlarda büyük artış bulunduğunun açıklamasıdır” diye konuştu.
KADINLARDAKİ ARTIŞIN NEDENİ NE? Böbrek taşının son zamanlarda hanımlarda artış göstermesinin altında birçok değişik sebebinin bulunabileceğini söyleyen Doç. Dr. İlter Alkan sözlerine şöyleki devam etti: “İdrar yolu enfeksiyonlarının hanımlarda daha çok görülmesi bu sonucun bir sebebi olabilir. Bununla beraber enfeksiyon taşlarının hanımlarda erkeklere oranla daha çok görülmesi de etkenlerden biri. Bununla beraber her iki cinsiyette de görülebilen yaşam seçimi değişimleri, meydana getirilen yanlış rejimler, beslenme hataları ve en mühim noktalardan önde gelen azca sıvı tüketmek de sonucu etkileyen nedenler içinde yer alabilir.”
“TÜRKİYE SICAK COĞRAFYADA OLDUĞU İÇİN TAŞ GÖRÜLME ORANI YÜKSEK”
Böbrek taşı görülme oranlarının ülkeden ülkeye, yaşanılan coğrafyaya bağlı olarak değiştiğini ifade eden Doç. Dr. Alkan, “İdrar yolu taşı, sıcak ülkelerde daha fazlaca görülüyor. Türkiye de sıcak bir coğrafyada yer almış olduğu için burada yaşayan kişilerde taş görülme oranı daha da yüksektir” dedi.
TAŞIN BOYUTU TEDAVİ ŞEKLİNİ BELİRLİYOR
Böbrek taşı tedavisinin de taşın boyutuna, yerine ve böbreği tıkayıp tıkamadığına bakılırsa değiştiğini söyleyen Doç. Dr. İlter Alkan, mevzuyla ilgili şu detayları verdi: “Mesela taş, idrar yoluna düşmüş ve 0,5 milimin altındaysa kendiliğinden düşme olasılığı yüksektir. Sadece bu orandan büyükse endoskopik (kapalı) cerrahi yöntemlerin kullanılması gerekebiliyor. Geçmişte taş tedavisinde açık ameliyat yöntemini kullanırken, günümüzde kapalı ameliyatlarla vücutta hiçbir kesi yapmadan ya da fazlaca minik kesi kullanarak tedaviyi tamamlayabiliyoruz. Böbrek içinde 3 santimetre’ye kadar olan taşlarda fleksibl üretorenoskopi denilen idrar yolu içinden fazlaca ince ve kıvrılabilir bir cihazla böbrek içine kapalı olarak girilerek holmium lazerle taş tamamen kırılabilmektedir. 3 santimetre’ den daha büyük taşlarda da mini-perc yöntemi ile oldukça etkili sonuçlara ulaşabiliyoruz”
“MİNİ-PERC İLE BÖBREKLERE VERİLEN HASAR AZALDI”
3 santimden büyük, tüm böbreği kaplayabilecek fazlaca büyük taşlarda Mini-Perc yöntemiyle perkütan operasyonuna bağlı komplikasyon oranlarının oldukça azaldığını söyleyen Doç. Dr. İlter Alkan mevzuyla ilgili şu detayları verdi: “Mini Perc, ciltten 0.3-0.5 santimlik kesi oluşturularak böbrek içine gene ince bir boruyla girme tekniğidir. Böbreğe girildikten sonrasında taşlar Holmium lazer ile eritilerek/ kırılarak tamamen temizlenir. Bu yöntemde düzgüsel perkütan cerrahide kullanılan cihaza (nefroskop) bakılırsa mini-perc aletinin çapı yarı-yarıya incelmiştir. Bunun sonucunda böbreğe girilirken böbrek hasarı oluşturma olasılığı oldukça azalır ve yüzde 75’ten 95’lere kadar tamamen taşsızlık (taşların tamamen temizlenmesi) oranına ulaşılabilir. Gene düzgüsel perkütan cerrahiye nazaran kanama riski de oldukça düşük orandadır. Üstelik her yaşlarındaki hastaya uygulanabilir. Hastaların bir-iki gün içinde taburcu olarak günlük yaşamlarına devam edebilmeleri bu yöntemin öteki mühim kazanımlarından biridir.”
TEDAVİ EDİLSE DE TEKRAR EDEBİLİR
Taş düşüren kişilerde, yine taş oluşma riskinin 5 yıl içinde, yüzde 50 bulunduğunu hatırlatan Doç. Dr. Alkan, “10 yılda bu artık yüzde 80-90’a ulaşıyor. Dolayısıyla taşı bir kere düşürdükten sonrasında tekrarlama riski yarı yarıya var. Bu mevzunun önemi fazlaca büyük. Ek olarak bir kere Mini-Perc yöntemiyle tedavi edilen kişide yine taş oluşsa bile gene aynı yöntem kullanılarak tedavi edilebilir” şeklinde konuştu.
“HASTA TAKİBİ VE TAŞ ANALİZİ ÇOK ÖNEMLİ”
Taş cerrahi tedaviyle tamamen alınsa bile hastaların rutin takip edilmesinin, taş analizinin ve metabolik araştırmaların yapılmasının önemini ifade eden Üroloji Uzmanı Doç. Dr. İlter Alkan, “Taşın hangi tipte bulunduğunun tespit edilmesi sonraki dönemler için alınacak önlemler açısından önemlidir ki bu çözümleme çoğunlukla dikkatsizlik ediliyor. Yapılacak metabolik (kan ve idrar analizleri) araştırmalarla taşın tekrarlanmaması için gerekirse ilaç tedavisine başlıyor ve hastanın yaşam tarzında (rejim benzer biçimde) yapması ihtiyaç duyulan değişimler mevzusunda uyarılarda bulunuyoruz. Taş oluşumuna sebep olan nedenler içinde ise azca sıvı tüketmek, aşırı kiloluluk ve yanlış meydana getirilen rejimler sıralanabilir” diyerek sözlerini noktaladı.

Son Dakika Haberler