Işığın Sürekli Yolcusu – İlhan İrem

1955 senesinde Bursa’da dünyaya gelen İlhan İrem çocuk yaşlarında yaramazlıklarına bir umar arayan babasının ona melodika armağan etmesiyle müzikle arasındaki ilk bağları kurmuş oldu. Sonrasında da gitarla tanıştı. Ailesinin onu desteklemesiyle müziğe her geçen gün daha da bağlanıyordu.
Lise yıllarında solfej dersleri almaya başladı. Arkasından da amatör bir orkestra kurdu. Meltemler topluluğu olarak devrin dikkat çeken çalışmalarını çalıyorlardı. İlhan İrem o yıllarda topluluğuyla Bee Gees, Rolling Stones, Beatles, Pink Floyd, Iron Butterfly şeklinde toplulukların şarkılarını söylüyordu. İlk ezberlemiş olduğu şarkı “Quando L’amore Diventa Poesia” idi. Ciddi manada ilk imtihanını Milliyet’in 1970 Liselerarası Şarkı Yarışması’nda Bursa Koleji’nin solisti olarak vermişti. “Gimme Gimme Good Lavin” isminde şarkıyı söylediği yarışmada ilk büyük heyecanı tattı. Bursa’da birinci olmuş olsalar da topluluk finallere İlhan İrem rahatsızlığı sebebiyle katılamamıştı. Fakat gene de isimlerini duyurmuş olmalarıyla Bursa’da konser veren her topluluğun öncülü olarak sahneye çıkmaya başlamışlardı. Fakat bu bir süre sonrasında İlhan İrem’e yetersiz gelmeye başladı. Başkalarının şarkıları yerine kendi şarkılarını söylemek istiyordu.
1972 yılının sonlarına doğru kendi imkanlarıyla kaydettiği bandı da alarak İstanbul’a doğru yola çıktı. Yedi gün süresince uğraş verse de hiçbir plak şirketi onu kabul etmemişti. Kariyerinin kırılma anını da bu süreçte yaşamıştı. Umudunu yitirmek üzereyken Diskotür Plak’ın sahibi Antuan Şoris çalışmalarını beğenmiş fakat bu şarkıları Alpay ya da Tanju Okan şeklinde adların söylemesini önermişti. İlhan İrem ise kendi bestelerini kendi okuma niyetindeydi. İlhan İrem’e gore şarkılarını ondan iyi kimse söyleyemezdi. Böylece Antuan Şoris de ikna oldu.
İlhan İrem’in en büyük isteği sözüyle, müziğiyle kendisini yansıtacak üretimler ortaya koymaktı. Babadan kalma şiire yatkınlığı söz yazarlığı hususunda derin ufuklara açılmasına olanak sağlıyordu. Fakat yolun başlangıcında sıkıntılı taraf beste kısmıydı. Bir gece barışı, özgürlüğü, sevgiyi ve mutluluğu karışmasını sağlayarak kendi bahçesinin ilk meyvesini sundu insanlara: “Birleşsin Tüm Eller”. Bu emek harcama İlhan İrem için bir dönüm noktası oldu.
Maddeye ve pahaya giderek artan kıymetin yanında bilinçsiz ve sevgisiz kalan bir toplumun değerlerinden uzaklaşması İlhan İrem’in iç dünyasını fazlasıyla etkilemişti. “Yazık Oldu Yarınlara” bu düşüncelerin ışığında ortaya çıktı. Emek vermeyi dinleyen her insan kilitli kapıların ardında bıraktığı duygularına kapının deliğinden bakmaya başlamıştı. İlhan İrem dinleyicisiyle hususi bir bağ yakalıyordu. Bu bağın sonucunda “Yazık Oldu Yarınlara” ile Altın Plak ödülünü kazanmıştı.
1973 senesinde görmüş olduğu bir rüyayla kendini Kireçocağı sahiline bıraktı. Orada denizin dalgaları ve poyraz esen rüzgarın eşliğinde “Anlasana” manzaranın arasından ışıldayarak notalara dökülmüştü. İlhan İrem’e gore bu şarkının üretim süreci onun kâinatla buluşma hissini yaşamış olduğu, göksel bir buluşmanın ilk anı idi.
1976 senesinde ilk longplay emek harcaması “İlhan İrem 1973-1976” gösterildi. 1973 – 1981 yıllarında on tane 45’lik yayınladı. 1979 senesinde senfonik yapıdaki “Sevgiliye” albümü Esin Engin’in aranjörlüğünde gösterildi. Bu emek harcama içinde ilk kez kendi sözleri haricinde Nazım Hikmet’in Hoş Geldin Kadınım şiirini besteleyerek “Hoş Geldin” parçasını seslendirdi.
Seneler ilerledikçe esin, his ve düşün dünyasının üretimlerindeki varlığını giderek arttırmıştı. Bu özgünlük bununla beraber dinamik olmayı da gerektiriyordu. Bu sebeple seneler içinde Attila Özdemiroğlu, Selçuk Başar, Şerif Yüzbaşıoğlu, Timur Selçuk, Norayr Demirci, Esin Engin, Mehmet Duru, Melih Kibar şeklinde isimlerle aranjör olarak çalıştı. Müziğini his dünyası şeklinde geliştirme hedefindeydi.
1983 senesinde bir pencere aralandı. Senfonik Rock denemesiyle “Pencere” öncesi ve sonrasıyla yaşamı, ilgilileri adına kıymet barındıran albümdü. Yalnızlık Penceresi’nin sözleri Özdemir Asaf’a aitken şarkının geriye kalan tüm söz ve müzik üretimleri İlhan İrem’e aitti. Nuri Kurtcebe’nin de çizimleriyle görsel anlamda mana katmış olduğu bu emek harcama İlhan İrem diskografisinin en mühim çalışmalarından biri oldu. Bu albümün arkasından “Bir pencere açılıyor” sloganıyla İlhan İrem okul konserlerine başlamıştı.
Okullarda gençlerin enerji ve his dünyasıyla kendi çalışmalarını buluşturmak istiyordu. Bu zamanda Sevecen topluluğu ona eşlik etmeye başlamıştı. Topluluk İsmail Soyberk, Gürcan Onaran, Okan Başören, Kerim Özgürel’den oluşuyordu. Oluşturulan pencerenin ardında ilkin 1985’te “Köprü”, 1987’de de “Ve Ötesi” geldi. Bu birbirini takip eden albümler İlhan İrem’in düşün dünyasını ve hislerini yansıtan bir yolculuğun fizyolojik yansımasıydı.
Vakit içinde “Halley” parçası ile fizyolojik olarak gidemese de ruhani olarak temsil fırsatına ulaştığı Eurovision’dan, askerlik sonrası insanlığa dair düşüncelerinin daha da hassaslaşmasından, her geçen gün insanlık sorunlarını kaleme alan yazılarıyla devrin değil sürekli muhalifliğiyle sorunlara çözüm aramasına kadar sevenleri için sürekli ışığını ve çizgisini korumayı başarmış bir isimdi İlhan İrem…İlhan İrem’in kaybı melodilerin ve satırların dünyasının fizyolojik kaybıdır. Fakat ışığı, ruhu ve düşün dünyasıyla ruhani olarak sevenlerini yalnız bırakmayacaktır. Onu her dinleyen gökyüzüne baktığında ışıldayan bir çift göz görecektir.Sevenlerine ithaf ederek; Işıkla ve sevgiyle…

Son Dakika Haberler